Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Depresif Hayalet

Ağrı Bildirgesi

(Ağrı Bildirgesi, 31 Mayıs 2007 tarihinde Nuh'un Gemisi'nin açılışında Okan Bayülgen tarafından okunmuştur.)

Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar ve halklar adına!

Gezegenimizin, dolayısıyla hayatlarımızın ve refahımızın bağlı olduğu yeryüzündeki doğal kaynakların yönetimini sizlere, seçimle ya da atanarak başa gelen liderlerimize emanet etmiştik.


Bu nedenle, sizlere iklim değişikliğinin hepimizi yıkıma sürükleyen etkileri konusundaki derin kaygılarımızı ifade ediyoruz. İklim değişikliği Nuh’un Gemisi efsanesinin ilk kez anlatıldığı zamandan bu yana görülmemiş büyüklükte kuraklıklara, su krizlerine, kıtlıklara, toplu göçlere, deniz seviyesinde yükselmelere, aşırı hava olaylarına ve sellere neden olacaktır. İklim değişikliği, milyarlarca insanın hayatını alt üst ederek gezegenimizdeki doğal yaşamı geri dönülemez biçimde değiştirecektir.

Bizler, yaklaşmakta olan felaketi engellemekte, siz devlet liderlerimizi sorumlu tutuyoruz.

Yaşamlarımızı, meskenlerimizi, toplumlarımızı ve doğal kaynaklarımızı hem insan kaynaklı hem de doğal tehditlerden korumanın sizin vekaletinizde olduğunu sizlere hatırlatırız. Ne siyasi ne de fiili anlamda, temsil ettiklerinizin yaşamını tehlikeye atacak herhangi  eylemde bulunamazsınız. Böylesi bir yetenek veya yükümlülüğü barındırmayan liderlik kurumunu anlamsız ve hükümsüz addediyoruz.

Sizleri, küresel ortalama sıcaklık artışı endüstrileşme öncesi seviyenin 2 derece üstüne çıkmadan, iklim değişikliği felaketini engellemek üzere acilen küresel ölçekte işbirliği yapmaya çağırıyoruz. Bu, önümüzdeki on – onbeş yıl içinde seragazı salımlarının artışını durduracak radikal bir programın derhal yürürlüğe konulmasını gerektirmektedir. Ayrıca, küresel ölçekte sera gazı salımlarının 2050 itibariyle 1990 seviyesine oranla en az %50 oranında azaltılması hedefine yönelik yasal taahhütte bulunmalısınız.

Sorumluluğunuz dahilindeki tüm şehirler, devletler veya halklar, insiyatif kullanarak ve zaman kaybetmeksizin küresel salımların azaltılmasına yönelik her şekilde katkıda bulunmalıdırlar. Arzu edilen ve ihtiyaç duyulan önlemleri başkalarının alması beklenemez ve beklenmemelidir. İklim değişikliğini engellemek yönünde öngörülen asgari her katkı, iklim değişikliğine sebep olan tarihsel katkı ve bunu önlemekteki kapasite gözetilerek hakkaniyete dayalı bir şekilde belirlenmelidir.

Bu nedenle, sanayileşmiş ülkeleri, 1990 yılındaki sera gazı salım oranlarını 2050 yılına kadar en az yüzde 80-90 oranında azaltarak bu küresel programa önderlik etmeye çağırıyoruz.

İklim değişikliği karşısında sizlerden:

1. Sorumluluğunuz altındaki her kişinin temel hakkı olan yaşama, barınma, sağlık, toplum ve yaşamsal doğal kaynaklara erişim güvenliğini muhafaza etme hakkını açıkça kabul etmenizive tatbik etmenizi,

2. Sorumluluğunuz altındaki herhangi bir kişiyi, iklim değişikliği nedeniyle kendi güvenliğine yöneltilen tehdit ve iklim değişikliğinin küresel olarak azaltılmasına yaptığınız katkı hakkında bilgilendirme yükümlülüğünüzü açıkça kabul etmenizi ve tatbik etmenizi,

3. Yüksek verimlilik ölçütlerinin uygulanması ve yenilenebilir enerjiye kapsamlı olarak  yatırım yapılması yönünde köklü bir programı devreye koyarak bir ‚Enerji Devrimi’ yapmanızı,

Zira, 2050 itibariyle küresel enerji ihtiyacının yarısından fazlası, sürdürülebilir yenilenebiir enerji kaynakları tarafından karşılanabiliyor olmalıdır. Ayrıca nükleer enerjiye ve verimsiz fosil yakıtlara ait enerji altyapısı derhal küresel ölçekte tasfiye edilmeli, ilgili tüm teşvik ve yatırımlar kesilmelidir.

4. Günümüzde dünya nüfusunun dörtte birinin, yoksulluğu tetikler biçimde, modern enerji arzına erişimi bulunmaması gerçeğinden hareketle sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjiyi herkes için ulaşılabilir kılmanızı,  

5. Sorumluluğunuz altındaki tüm toplulukları, bireyleri, şirketleri ve diğer kişileri; iklim değişikliğinin azaltılmasında etkili, adil ve sürdürülebilir katkıda bulunacak her türlü değişikliği; tutumlarında, düzenlemelerinde, ürünlerinde ve yöntemlerinde hayata geçirmeleri için eğitmenizi, yetkilendirmenizi ve onlara rehberlik etmenizi,

6. Nükleer teknolojinin de dahil olduğu tehlikeli ve denge bozucu enerji üretim biçimlerini işletmekten kaçınmanızı, fiilen ve barışçıl yollardan, diğerlerini de bu yolları kullanmaktan caydırmanızı,

7. Etkili bir denetim ve uygulama mekanizması kurarak; devletleri, sözkonusu iklim değişikliği azaltım ilkelerini, ölçütlerini ve hedeflerini uygulamakla yükümlü kılmak üzere, derhal Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü çatısı altında anlaşmaya girişmenizi,

8. İklim değişikliğinden etkilenen tüm kişilere, topluluklara, örgütlere ve devletlere veya bunları temsil edenlere etkili yasal sağaltım yollarına erişimi sağlamanızı talep ediyoruz.

Harekete Geçin

İklim değişikliğinin hayatımıza verdiği zararları artık çok daha yakından görüyor ve yaşıyoruz. Göllerimiz kuruyor, çiftçilerimiz ürün alamıyor, susuzluk, kuraklık, seller her geçen gün biraz daha hayatımızı etkiliyor.

Enerji kullanımınız iklimi etkiliyor.

İklim değişikliği konusunda çaresiz değilsiniz. Yalnızca, evinizdeki israf (akkor) ampüllerini, enerji tasarruflu ampülle değiştirerek, atmosfere yayılan ve iklim değişikliğine sebep olan karbon salımlarınızı yüzde 5 oranında azaltabileceğinizi biliyor muydunuz?

                         



Başka nasıl yardım edebilirsiniz?

Bireysel eyleme geçinEnerjinizi nereden temin ettiğinize, ne miktarda ve ne kadar zekice kullandığınıza dikkat edin.

Bağış yapın Bağımsızlığımızı koruyabilmek için, hükümetlerden veya şirketlerden para kabul etmiyoruz. Bu yüzden, kampanyalarımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan para sadece sizin gibi bireylerden geliyor. Bağışınız değişim yaratacak. Lütfen hemen verin.  

Siberaktivist olun – Greenpeace aktivistleri dünya çapında 225 ülkede fark yaratıyorlar. Bugüne kadar yaptığımız sayısız eylemle, çevre suçlarına tanıklık ettik ve yaşanabilir bir dünya için çalıştık. Greenpeac’e maddi – manevi destek veren herkes, tek ses olarak neler başarabileceklerini biliyorlar. Siz de Greenpeace ailesine hiç bir ücret ödemeden katılarak, hem aylık online haber listemize üye olun, hem de bir tıkla yapabileceğiniz eylemler hakkında bilgi edinin.

Gönüllü olun – Gönüllü olmak ister misiniz? Dünya için yapabileceklerinizin sınırı yok. Greenpeace’te gönüllü olarak, mektup katlamaktan Amazon’da hayatta kalma eğitimine kadar sayısız işte yeralabilirsiniz. Ayrıca, aktivist olmak isterseniz şiddetsiz doğrudan eylem eğitimi de alabilirsiniz. Daha fazlasını öğrenin.

Nükleer Tehdide Son

Nükleer gücün güvenli olduğu bize yıllardır okunan bir masaldır. Greenpeace nükleer güce karşı ve atıkların yeniden işlenmesine ve boşaltılmasına son vermek amacıyla kampanyalar yürütmektedir.

Nükleer çağ, 1945 yılının temmuz ayında ABD’nin New Mexico’ da bulunan Alamogordo yakınında ilk nükleer bomba demesini yapmasıyla başladı. Birkaç yıl sonra, 1953’te, Başkan Eisenhower Birleşmiş Milletler çerçevesinde, “Barış için atom” programını önüne geçilemeyen bir atomik iyimserlik dalgası eşliğinde başlattı.

Nedense bugüne kadar nükleer gücün hiçbir kullanımı “barışçıl” nedenlerle olmamıştır! Eisenhower’ın söylevinden yaklaşık yarım yüzyıl sonra, gezegen nükleer atık mirasıyla kalakalmıştır. Bu atıklar onlarca, yüzlerce hatta yüzbinlerce yıl boyunca radyoaktif olmaya devam edeceklerdir.

Şimdiye kadar dünyanın hiçbir yerinde, bu atıkların ortadan kaldırılması için kullanılabilecek hiçbir güvenilir çözüm bulunamamıştır.

Sivil ya da askeri nükleer yerleşimlerde meydana gelen kazalar ve kimi vakalar kamuoyundan gizlenmiş ya da yalanlara başvurularak üzerleri örtülmüştür.

Çevreye bırakılan radyasyon, toprak, hava, nehir, deniz ve okyanuslar yoluyla insanlarda kanser gibi pek çok önemli hastalığa yol açmaktadır.
Nükleer reaktörlerdeki elektrik üretimi, nükleer silah üretiminde kullanılabilecek maddeleri sağlar.

Nükleer silahların işlenme sürecinin yarattığı tehlikeler, demokratik ülkelerde bile yüksek ölçüde gizliliği ve güvenliği gerektirmiştir.
Bunun ötesinde, yıllardır çok büyük devlet yardımlarıyla desteklenmesine rağmen, nükleer enerji hiçbir zaman ekonomik olmamıştır. Bugün hala rüzgâr ya da güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji türlerinin önüne geçmek için, nükleer sektöre kaynak akıtılmaktadır.

Greenpeace, 1971’de, bir grup barış eylemcisinin Alaska eyaletinde bulunan Amchitka yakınındaki ABD’nin nükleer silahların test edildiği bölgeye girmek istemeleri sonucunda dünyaya gelmiştir.

Planlanan denemeler yapılmaya devam edilse de, dünyadaki genel kanı değişmiştir ve otuz yıl sonra bugün, başlıca nükleer silah sahibi devletler artık deneme yapmamaktadır.

Bununla birlikte, dünya hala pek çok nükleer tehditle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu yüzden nükleersiz bir dünya gerçekleşinceye kadar kampanyalarımızı sürdüreceğiz.

 

Enerji Tasarrufunuz

Nasıl tasarruflu olunur: Çok miktarda elektrik ve para tasarruf etmek için bazı akıllı yöntemler (aynı zamanda gezegenimiz için de)

'Akıllı yöntem: daha azı ile daha iyisi'

Isıtma ve soğutma

Bu web sayfası konutlarda elektrik kullanımı üzerine yoğunlaşmıştır. Bununla birlikte, ılıman ve soğuk iklim kuşaklarında ısınma için kullanılan enerjinin bütün enerji kullanımının en az yarısını teşkil ettiği göz önünde tutulmalıdır.

Bu nedenle uygun yalıtım ve havalandırma enerji tasarrufu önlemleri içinde ilk ve en önemli tedbirdir. Ortalama büyüklükteki bir evin (müstakil 2 katlı 200 metrekare civarında) ısıtma ihtiyacını üçte bire (50kWh ısı/metrekare/yıl civarı), hatta onda bire (15 kWh ısı/metrekare/yıl dan daha az) indirebilir. Olağanüstü bir şekilde, ısıtma için gerekli enerjiyi üçte bire düşüren uygun biçimde yalıtılmış bir evin inşası hiçte sanıldığı kadar pahalı değildir.

Yalıtıma, havalandırmaya ve ısı yalıtımlı camlara harcanacak fazladan para tesis edilecek daha küçük çaplı ve ucuz bir ısıtma sistemi ile dengelenebilir. Verimli bir ev aynı zamanda daha iyi ve sağlıklı bir yaşam konforu sağlar. Isıtılmış ve ısıtılmamış odalar arasındaki ısı farklılıklarını, pencere boşluklarından girecek soğuk hava akımlarını önler ve daha iyi bir havalandırma sağlar.

Sıcak bölgelerde klimaların kullandığı enerji miktarını en aza indirir ve eğer projesi iyi yapılmış bir bina ise klima cihazlarına ihtiyaç duyulmaz. Ilıman iklim kuşaklarında iyi yalıtılmış binalarda soğutmaya ihtiyaç duyulmaz bile.

Elektrik

Elektrik tüketimi dünyanın değişik yerlerindeki konutlarda çok büyük farklılıklar gösterir. Sanayileşmiş ülkelerde bile, Avrupa’da bir konut 4667 kWh enerji tüketirken, ABD’de bir konut yılda 11209 kWh, Japonya’da 5945 kWh elektrik tüketmektedir. ABD’de bir ev aydınlatma için Avrupa’daki bir evden üç kat, buzdolapları için iki kat daha fazla elektrik tüketir. Bu konforlarının farklı olduğu anlamına gelmez. Açıklayacağımız gibi, onda iki oranında daha az elektrikle aynı işi yapan yüksek verimli cihazlar vardır ve genellikle kalitesi de daha yüksektir. Konforundan ödün vermeden sadece yüksek verimli ve tasarruflu cihazlar kullanarak ortalama büyüklükteki bir konutun elektrik tüketimini yılda 1300 kWh 'e kadar düşürmek mümkündür.

Elektrik kullanımını en aza indirmeyi dene:  Elektriğin üretimi çoğunlukla kömür, doğal gaz veya nükleer erjiden üretilen ısı başta olmak üzere çok miktarda enerjiye ihtiyaç duyar. Elektrikli su ısıtıcısı veya oda ısıtıcıları son derece verimsiz ve masraflıdır. Elektrik santralında, enerjinin %60’I kayıp ısı olarak boşa gider. Diğer bir %10 ise elektrik iletim hatlarında daha evinize ulaşmadan kaybedilir.

1. Verimli aydınlatma yapın

Eski tip akkor ampulleri, küçük florasan ampullerle değiştirin. Küçük florasan ampuller eski tip akkor ampüllere göre 4 kat daha az enerji kullanır ve sekiz kat daha uzun ömürlüdür. Örneğin, tipik bir 75 w lık akkor ampul 18W lık bir küçük florasan ampulle değiştirilebilir. Küçük florasanlar pahalıdır ama sekiz kez daha az değiştirirsiniz ve daha az elektrik kullanır, buda evinizdeki en önemli elektrik tassaruf aracı demektir. En azından evinizde 30 dakika ve daha fazla süre ile kullandığınız akkor ampulleri değiştirmenizi tavsiye ederiz. Florosan tüpler küçük florosan ampullere göre daha verimlidir ve 10.000-20.000 saat daha uzun ömürlüdür.   Sadece ışık titreşimini önleyen modern balast başlatıcılı(florosan lambalarda ışımayı başlatan cihaz), hemen ışık veren florosan tüplerinin kullanılmasıyla ilave olarak %20 lik bir verimlilik artışı sağlanır.

Diğer bir seçenek avizeli küçük florosan ampul kullanmaktır. Avizenin bir parçası olan elektronik düzenleyici 40.000 saat ömürlüdür ve ampuller düzenleyiciden ayrı olarak daha düşük bir maliyetle değiştirilebilir. Hem florosan tüpler hem de küçük florosan ampuller ışığı çoğaltılıp azaltılabilen abajurlar şeklinde bulunabilir. Bu hem rahatlık sağlar, hem de daha fazla enerji tasarruf eder ve ampulün ömrünü uzatır.

300w ve daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan, yangına ve ciddi yanıklara neden olabilecek kadar çok ısı (500 santigrad) üreten halojen yer lambaları kullanmaktan kaçınınız. Sıcak yaz günlerinde ürettikleri ısı nedeniyle bu lambalar zaten dayanılmaz olur. Küçük florasan yer lambaları 50-80W çekerler ve 40 derce santigrat ısı üretirler. Çok büyük elektrik akımının şebekenize yüklenmesini önler hatta hayatınızı bile tehlikeden kurtarabilir. Aynı zamanda abajur/avizelere de dikkat ediniz. Yansıtıcıların akıllıca kullanımı, ve sadece ihtiyacınız olan yerlerde kullanılan yönlü lambalar ile ilave bir %50 lik tasarruf ve konfor sağlar.

Verimli lambaların akıllıca düşünülerek kullanılmasıyla elektrik ihtiyacı sekizde bir kadar düşürülebilir. Küçük florosan ampuller kullanma ömrünü tamamlandıktan sonra içlerindeki civanın geri dönüşümünü sağlamak için uygun bir şekilde toplanmalıdır. Eğer geri dönüşümü sağlanmazsa bile bu lambalar hala iyi bir seçenektirler. Zira, akkor ve halojen lambalar, elektrik santrallerinde kömürün yakılmasıyla açığa çıkan cıva da dahil, daha büyük bir çevre kirliliğine yol açarlar. (Fakat lütfen küçük florosanların geri dönüşümünü sağlayın) Verimli aydınlatmaya dönüştürme sık sık daha fazla ışık kullanılmasına yol açar.

Konforunuz artıracağından kendinizi iyi hissedeceğiniz için bu bir dereceye kadar olumlu bir etkidir. Fakat aynı zamanda hiç ihtiyaç olmayan lambalar açık bırakıldığı(odayı terk ederken açık bırakılan lambalar gibi) zaman aydınlatmada israfa da yol açar. Bu, küçük florosan lambaların sık sık açılıp kapatılmasının pahalıya mal olduğu yanlış düşüncesiyle de güçlenir. Genel bir kural olarak evi yada odayı terk ederken ışıkları daima kapatın.

2. Verimli elektrili cihazlar satın alın

Aynı miktarda iş için daha 2-10 kez daha az enerji kullanırlar ve daha az verimli olanlara oranla çoğunlukla daha kalitelidirler. Kısaca, verimli cihazlar daha çok enerji ve para tasarrufu sağlarlar.   Bir çok ülkede, cihazlar üzerinde verimlilik etiketleri zorunludur. AB’de, A++ etiketi en verimli cihaz olduğunu gösterir, sonra göreceli olarak azalan verimlilikler için A+,B,C,D kullanılır. A++ veya A+ etiketlileri tercih ediniz. ABD’de Enerji Yıldızı etiketi kullanılır.   Etiket size yıllık elektrik tüketimi hakkında bilgi verir.

Aşağıdaki paragrafta, alışveriş sırasında kullanabileceğiniz, en verimli cihazların tüketim göstergeleri hakkında kabaca rehber olabilecek bilgiler vereceğiz. Markalar ve modeller ve bunların nerede bulunabileceği ülkeye göre değişebileceğinden burada listelenmeyecektir, fakat daha fazla bilgi için bu sayfadaki linkleri tıklayabilirsiniz.   Piyasadaki yüksek verimli modellerle karşılaştırıldığında dünyanın değişik bölgelerindeki elektrik cihazlarının ortalama tüketimi

3. Buzdolapları

Yılda 100kWh civarında tüketen yüksek verimli buzdolapları satın alınız. Bu ABD’deki ortalamalardan 10 kez daha az ve AB’ ortalamalarından 4 kez daha azdır.   Olağanüstü bir şekilde en verimli buzdolaplarının enerji tüketimi onların büyüklüleriyle alakalı değildir. Bugün piyasadaki en verimli 400 litrelik bir buzdolabının tüketimi 106kWh/y’dır. Bu verimli buz dolapları %5-15 daha pahalıdır, fakat kullanırken size çok büyük enerji ve para tasarrufu sağlayacaktır. Onlar aynı zamanda, genellikle daha uzun ömürlü ve daha kalitelidirler. Daha az onarım ihtiyacı duyar ve daha az gürültü yaparlar. Eğer ayrı bir derin dondurucunuz varsa, derin donduruculu buzdolaplarından sakınınız. Bunlar daha az verimlidirler ve derin dondurucuya yer ayırarak soğutma bölmesini küçültürler.

4. Dondurucular

Birçok ev kullanıcısı için iki kapılı, iki ayrı bölmeli derin dondurucu ve buzdolabı kombinasyonunu satın almak derin dondurucuyu ve buzdolabını ayrı ayrı satın almaktan daha iyidir. Derin dondurucusu üstte olan buzdolapları kapısı yan yana olanlardan genellikle daha iyidir. Elbette, satın alırken enerji verimliliği etiketine bakarak enerji tüketimini karşılaştırmalısınız ve
Yeşil Buzdolabı teknolojisini arayınız. Bu ödüllü, iki kapılı buzdolabı/derin dondurucu sadece 137kWh/yıl enerji tüketir. Yatık modeller dik modellerden daha verimlidir. Buzdolaplarının aksine dondurucuların büyüklüğü önemlidir. Büyük dondurucular daha fazla elektrik tüketir. Bu nedenle ihtiyacınız olandan daha büyük dondurucu almayınız. Piyasadaki en verimli yatık model 300 litre hacimde sadece 180 kWh kullanır, daha büyük 450 litrelik model ise 240 kWh enerji kullanır. En iyi dik model ise 190 litreliği 170 kWh enerji kullananından 310 litreliği 220 kWh enerji kullananına kadar değişir.  

5. Çamaşır yıkama makineleri

Bir yıkamada 0.9 kWh den daha az enerji tüketen yüksek verimli çamaşır makinelerini satın alınız. Evinizdeki kombinin ısıttığı hazır sıcak suyu doğrudan kullanan makineleri tercih ediniz. Suyu doğal gazla ısıtmanın maliyeti elektrikle ısıtmanın yarısı kadardır. Doğrudan sıcak suyu çamaşır makinesine sağlayacak bir düzenleme yapmak daha akıllıca görünüyor.  Enerji etiketini kontrol ediniz. AB A+/A/A etiketi size en iy enerji verimliliğini, yıkama ve kurutma sonucunu garanti eder. Eğer makinenin kurutucusu varsa, 1600 veya 1800 devir dönüşü olmasından emin olunuz. En verimli çamaşır makinası yılda 1500 litre su tasarrufu da sağlar. Çifte kazanç!

6. Çamaşır kurutucuları

Geleneksel kurutucular çok enerji tüketicidirler. Buharlaştırıcı denen, eksoz tüpsüz modeller ise daha çok enerji tüketirler. Eğer mümkünse doğal yoldan asarak kurutmayı deneyin. Bu size her yıkamada 3-4 kWh enerji tasarrufu sağlar. Asarak kurutma seçenek dışı ise, makinenizin 1600-1800 devir hızında olmasına dikkat edin. Bu kurutma için enerji ihtiyacını hemen hemen yarıya indirir. Döndürerek kurutma, ısıtarak buharlaştırmaya gör 20 kez daha az enerji harcar. 

Çok daha az enerji kullanan iki kurutma teknolojisi daha vardır. Doğalgazlı ısıtıcılı kurutucular, elektrikli ısıtmalı ısı pompalayıcı kurutucular. Doğalgazlı kurutucu özellikle çok miktarda kurutma iş için en iyi seçenektir. %60 daha az enerji harcar ve %40 daha hızlı kurutur. Eğer doğalgaz yoksa, ısı pompalayıcısını düşünün. Isı pompalı kurutucu geleneksel bir kurutucunun yarısı kadar enerji harcar. Isı pompası biraz pahalıdır.  

7. Bulaşık makineleri

Verimli bir bulaşık makinesi, enerji tüketimi yıkama başına 1,4kWh olan ortalama bir modelle karşılaştırıldığında 1 kWh den daha az enerji harcar. Doğrudan doğalgazla ısıtılan sıcak suyu kullanan modelleri tercih ediniz. Bu yöntemde suyu ısıtmak için elektrik yerine doğal gaz kullanılır ve böylece elektrik tüketimi %50 azaltılır. Hatta daha iyi modellerde %90 azaltılabilir. Çünkü gaz elektriğe göre ısıtmada iki kat daha etkilidir. Sıcak suyu doğal gazdan sağlama sistemi uygun şekilde yapılmış olmalıdır.

8. bilgisayar ve IT

Eğer mümkünse masaüstü yerine diz üstü bilgisayar alınız. Dizüstü, 5 kez daha az elektrik kullanır. Eğer masaüstü alırsanız, monitörünü tüplü değil, LCD’li alınız.   Bilgisayarın güç yönetim işlevini faaliyete geçirin ve kullanın, ekran koruyucular enerji tasarru etmezler. Bilgisayarınızın daha gelişmiş Speedstep güç yöneticisini destekleyip desteklemediğini kontrol edin.

Bazı yanlış anlamaların aksine bilgisayarı kapatmak bilgisayarın ömrünü uzatır. Yıl boyunca bir bilgisayarı açık bırakmak 1000 kWh den daha fazla bir enerjiye, veya evinizdeki en verimli enerji tüketen cihazların tükettiği toplam kadar enerjiye mal olur. Bilgisayarınız için kalın bir güç kablosu, geniş bant modem, tarayıcı, ekran ve hoparlör kullanın. Kullanmadıklarınız kapatın. Bu standby durumunda beklerken bile 200 kWh enerji tasarruf etmek için pratik bir usuldür. Yazıcı işini en aza indirin. Lazer yazıcılar mürekkep püskürtmelilere göre daha fazla enerji kullanır.

9. Standby (hazır) konumundaki kayıplara son

Birçok modern elektrikli aletler kapatıldıkları zaman bile enerji harcamaya devam ederler. TVler, VCRler, fakslar, hoparlörler, ekranlar, geniş bant modemler için bu ortalama 40-120 kWh kadardır. Hiç bir faydası olmayan bu kullanımla bir konuttaki elektrik toplam kaybı bir kaç yüz kWh olur. En iyi çözüm standby konumunda beklerken en az enerji harcayan cihazlar almaktır.  Standby durumunda ne kadar enerji harcadığı cihazın kullanma kitapçığında yazar ve alırken kontrol edilmelidir. Veya bu konudaki web sitelerinden araştırma yapılabilir. Bir çok aletler için saatte 0.5-1 watts, yılda 4-8 watts olmalıdır. Kullanma ömrü boyunca bir cihazın standby durumunda bırakılmasının harcayacağı enerji bedelinin onun satın alınmasında harcanacak paradan daha fazla olabileceğini daima aklınızda tutunuz.

Elektrik kablosundan enrji akımın keserek bir defada hem TV, hem Video veya DVD oynatıcısının elektriğini kesebilirsiniz. Çok soketli elektrik kabloları standby konumunda elektrik kaybını önlemek için pratik bir yöntemdir. Bu kablo 1.8 Euro’dur, fakat tasarruf ettiği elektrik yılda. 100kWh den fazladır. 200 yılında 15 AB ülkesinde standby durumundaki elektrik kaybı toplamının 94 milyar kWh olduğu, bunun da 12 büyük nükleer veya kömür santralinin ürettiği enerjiye eşit olduğu hesaplanmıştır. Verimsiz ICT ve çoklu medya uygulamalarının hızlı artışı bun 10 yılda nerdeyse iki katına çıkaracaktır.

10. Sıcak su için elektrikli ısıtıcı kullanmayın

Bir elektrikli su ısıtıcısı yılda 3200 kWh enerji tüketir (AB ortalaması). Fakat, bu elektriği üretmek için doğalgazlı, kömürlü veya nükleer santrallerde, üretilen elektriğin evinize kadar nakli sırasında 9600 kWh lik elektrik enerjisi kaybolur. Doğrudan doğalgaz veya petrol kullanarak su ısıtılması 3800 kWhlik daha az enerji kullanımı sağlar. Ilıman bir bölgede güneş enerjisi ile su ısıtıldığında bu rakam 1900 kWh e kadar düşer. Bu elektrikli bir ısıtıcının harcadığı enerjinin beşte biri demektir. Bununla beraber güneş enerjisi ile su ısıtma sistemini elektrikli sistemle birleştirerek kullanmayınız. Çünkü bu doğal gazla su kaynatmaktan daha pahalıya mal olur. Elektrik kullanılması güneş enerjisi kullanılarak yapılan tasarrufu genellikle alır götürür.

11. Su tasarruf eden duş başlığı kullanın

Su tasarruflu duş başlıkları yarısı kadar su kullanımıyla, aynı konforu sağlar. Dakikada 10-18 litre su yerine 5-7 litre su kullanır. Odaların ısıtılmasından sonra, sıcak su bir ev için ikinci derecede önemli bir konudur ve daha dikkatli olmayı gerektirir. Verimli bir duş, eğer elektrik kullanılırsa hemen hemen 1500 kWh, doğal gaz kullanılırsa 1900 kWh enerjiyi bir yılda tasarruf eder. Bütün bunlar bir duş başlığı için sadece bir kaç dolar daha fazla gözden çıkarılarak sağlanabilir. 10 yıllık kullanma ömrü boyunca bir duş başlığı 70.000 litre su tasarrufu sağlayabilir. Güneş enerjisi sistemi ile birleştirildiğinde bir duş başlığı enerji ihtiyacını 950 kWh’e kadar düşürebilir. Bir elektrikli geleneksel duşun harcadığı elektrikten hemen hemen 10 kez daha az.  

12. Elektrikli soba kullanmayın

Elektrikli su ısıtıcıları için söylenen sebepler aynen geçerlidir. Ayrıca iyi bir yalıtım yaparak evinizi yenilenebilir güneş enerjisi, termal enerji gibi enerji kaynaklarıyla ısıtınız. Bununla birlikte doğal gazla ısınma elektrikle ısınmadan daha iyidir.

Etkiler

Hiç kimse küresel ısınmanın hangi noktaya kadar güvenli olduğunu bilmiyor. Bildiğimiz bir şey varsa, o da iklim değişikliğinin şimdiden insanlara ve ekosistemlere zarar verdiği. Etkilerini; eriyen buzullarda, parçalanan kutup buzunda, çözülen permafrostta, ölen mercan kayalıklarında, yükselen su seviyelerinde, değişen ekosistemlerde ve ölümcül sıcak hava dalgalarında görebiliyoruz. Ve tüm bu değişikliklere tanık olan sadece bilim adamları değil. Kuzeyin uzak bölgelerindeki İnuitlerden ekvator yakınlarındaki ada sakinlerine kadar insanlar şimdiden iklim değişikliğinin etkileriyle boğuşuyor.

Ama tüm bunlar sadece başlangıç. Tehlikeli boyutta iklim değişikliğini şimdiden deneyimliyoruz , ve felaket boyutundaki iklim değişikliğini önlemek için harekete geçmeliyiz. Yerel etkilerin tamamı henüz bilinmese de mevcut eğilimin sürmesine izin verdiğimiz takdirde gelecekte gerçekleşmesi muhtemel etkilerden bazıları şunlar:

Küresel ısınmanın küçük ve orta ölçekli olarak muhtemel ve erken etkileri

  • Eriyen buzullar yüzünden deniz seviyesinin yükselmesi ve küresel sıcaklık arttıkça okyanus ve deniz ısısının artması.
  • Eriyen permafrost ve ölen ormanlardan muazzam sera gazı salımı.
  • Sıcak hava dalgaları, kuraklıklar ve seller gibi daha aşırı hava olayları yaşanması yönünde yüksek risk. Geçtiğimiz 30 yıl içinde, toplam kuraklık yaşanma sıklığı ikiye katlandı.
  • Bölgesel düzeyde şiddetli etkiler. Örneğin, Avrupa'da nehir baskınları kıtanın çoğunu içine alan bir alanda artacak; kıyı bölgelerinde de sel, erozyon ve sulak alan kaybı riski önemli ölçüde artacak.
  • Buzullar, mercan kayalıkları, mangrovlar, kuzey kutbu ekosistemleri, Alpler’e has ekosistemler, şimali ormanlar, tropikal ormanlar, bozkır sulak alanları ve yerel otlakları içeren doğal sistemler, ciddi biçimde tehdit altında olacak.
  • Türlerin neslinin tükenmesi ve biyoçeşitlilik kaybına ilişkin mevcut risklerin artması.
  • En büyük etkiler Afrika, Asya ve Pasifik'in gelişmekte olan ülkeleri gibi, yükselen su seviyelerine, salgın hastalıklara ve tarımsal üretimin azalmasına karşı kendilerini korumayacak durumda olan, nispeten daha fakir ülkelerde gerçekleşecek.
  • İklim değişikliğinin her derecesinde, en fazla zararı gelişmekte olan ülkeler görecek.
Küresel ısınma devam ederse görülecek olan daha uzun vadeli etkiler
  • Grönland ve Antarktika buz tabakasının erimesi. Kontrol edilmediği takdirde, karbon salımlarının neden olduğu küresel ısınma, gelecek onyıllarda Grönland buz tabakasının geri dönülemez biçimde erimesine yol açabilir. Bu durum, birkaç yüzyıl içinde, deniz seviyesindeki yükselişi 7 metreye kadar arttırabilir. Antarktika'nın parçalarından buz eksilmesine ilişkin oranın, erime riski taşıdığı anlamına geldiğini gösteren yeni kanıtlar mevcut.
  • Atlantik Golfstream akıntısının yavaşlaması, kayması veya kesilmesi, bunun Avrupa'da büyük ölçekli etkileri olması ve küresel okyanus dolaşımı sistemine zarar vermesi;
  • Okyanuslardan, felakete yol açacak ölçüde metan salımının atmosferdeki metan seviyesinde hızlı artışa yol açması ve buna bağlı olarak artan küresel ısınma.

    İnsanlık daha önce hiçbir zaman böylesine devasa bir çevre kriziyle karşı karşıya kalmamıştı. Küresel ısınmaya karşı acilen ve derhal eyleme geçmezsek, uğranan zarar geri dönülemez hale gelebilir.

İklim Değişikliği ve Hükümetler

İklim değişikliği probleminin kalbinde önemli bir adaletsizlik ve acı bir mizah yatar. Bugün önümüzde çoğalan kanıtlar, iklim değişikliğinin ilk ve en ciddi zararlarının gelişmekte olan ülkelerdeki yoksullar tarafından hissedileceğini açık bir şekilde göstermektedir. Sorunun çözümündeki ana sorumluluk ise, zengin ülkeler ile artan hızlarla sanayileşen ülkelere düşüyor.

Dünya üzerindeki tüm ülkeler iklim değişikliğine katkı yaptıkları ve potansiyel olarak bu değişiklikten zarar görecekleri için, sorunun çözümüne de katılmalılardır. Gelişmiş ve sabit bir enerji yapılanmaları olmayan ülkeler güneş ve rüzgar gibi modern enerji kaynaklarını dönüşümlü olarak kullanıp kazanç sağlarken; hem ahlaki hem de uygulamandan kaynaklanan nedenlerle, inisiyatif alması gerekenler sanayileşmiş ülkelerdir:  Sanayileşmiş ülkeler sera gazı salımının büyük bölümünden sorumludur. Geçmişte, ekonomik büyüme karbondioksit salımıyla doğrudan bağlantılıydı (enerji üretmek için yakılan petrol, kömür ve doğalgaz nedeniyle). Yenilenebilir enerji kaynakları bunu değiştirdi, ancak dünya ülkelerinin sadece küçük bir bölümü bunları gerçek anlamda uyguluyor.
2 milyar insan – dünya nüfusunun üçte biri – aydınlatma ve yemek pişirme gibi basit işleri için bile elektrik bağlantısına sahip değil. Temiz su, sağlık koruma tesisleri, ısınma ve aydınlatma gibi insani ihtiyaçlar için temiz ve güvenilir enerji kaynağı bulma sorunu günümüzde insanlığın karşısındaki en büyük sorun.

Sanayileşmiş ülkeler yenilenebilir enerji sektörünü çalıştırmak için gereken anaparaya, kaynaklara ve uzmanlığa sahipler.  Açıktır ki, gelişmiş uzay programlarına, sağlam bir yüksek eğitim sistemine ve yeni yatırımlar yapabilecek maddi kaynaklara sahip olan ülkeler, temel enerji ihtiyaçlarını bile sağlamakta zorlananlara göre daha iyi bir durumdadır.

Belki de sorunun bir kısmı, bu gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğine de daha kolay uyum sağlayacak olması. Nüfusları daha kolay göç edebilir, yeni türden yapıları (deniz duvarları vb.) daha kolay inşa edebilir ve güvenli parasal yapılarını koruyabilirler (sigorta imkanları gibi). İklim değişikliğinin zengin ülkelerde yaşayanların hayatına yapacağı etki ile yoksul ülkelerdekilerin etkilenmesi arasındaki farkı anlamak için kasırga gibi doğal afetlerden sonra bu ülkelerde yaşananlara bakmak yeterlidir.

Ancak gelişmiş ülkelerin toplumları da bilmelidir ki, (belki de şimdiden ulaşılmış olan) bir noktadan sonra iklim değişikliğine uyum ekonomik kaygıların ötesine gidecek ve o noktadan sonra, insanın oluşacak olan bu yeni iklime uyum sağlaması imkansızlaşacak.

Bilmeliyiz ki, elimizde sadece bir Dünya var, ve sadece bir küresel iklim!

Daha fazla bilgi için:

Climate Analysis Indicator Tool  (http://cait.wri.org/) WRI – Dünya Kaynaklar Enstitüsü

Climate Justice (http://www.climatelaw.org/)


 


Enerji [D]evrimi'ne bağış yapın!

Kyoto Protokolü

16 Şubat 2005’te, on yıllık yorucu ve zaman zaman da üzücü görüşmelerin ardından Kyoto Protokolü kanun hükmü kazandı. Otuz beş sanayileşmiş ülke Avrupa Birliği ile birlikte sera gazı salımlarını sınırlandırma ve azaltma konusunda hukuken bağlı durumda.

Kyoto Protokolü, sera gazı salımının azaltılması yönünde bağlayıcı hedefler koyan tek uluslararası anlaşmadır. Öyle ki, günümüzde hükümetlerin iklim değişikliği alanında kullanabileceği tek araçtır. Protokol temelde, gelişmiş ülkelerin 2008-2012 yılları arasında, 1990 yılındaki toplam salım değerlerinin %5 altında salım yapmasını hedeflemektedir. Bu toplam hedefe ulaşmak içinse, her ülkenin bireysel bir hedefi vardır: Avrupa Birliği %8, Japonya %6 vb… Bu bireysel hedefler, geçmişteki sera gazı salımları göz önünde tutularak hesaplanmıştır.


Kyoto Protokolü Nedir?

Devletler için hukuksal bağlayıcılığı olan bu hedefler dışında, Kyoto Protokolü bazı ticaret mekanizmaları da oluşturur. Yürürlüğe girdikten sonra, sera gazları salımı için ‘küresel’ karbon piyasası oluşturulmasına yönelik resmi hazırlıklar 2008 yılı için başlamıştır, bu yıldan itibaren adına ‘esnek mekanizmalar' denilen Temiz Gelişim Mekanizması (CDM) ve Ortak Uygulama (JI) işlemeye başlayacaktır.
 Kyoto Protokolü, pek çok önemli detayının sonraya ertelenmesine rağmen, aslen 1997 yılında imzalanmıştır. Yürürlüğe girebilmesi ise, dünyadaki toplam salımın %55’ini oluşturan ülkelerin ve en az 55 sanayileşmiş (Annex B) ülkenin onaylaması ile mümkündü. Şimdiye dek 129 ülke bu protokolü onaylamış veya protokole katılmıştır. Kyoto, 2002’de ülke sayısı sınırının ve 2004’te de Rusya Federasyonu’nun onayının ardından salım yüzdesi sınırının geçilmesi ile yürürlük kazandı. Protokole katılmayanlar arasında en dikkat çekici olanı ABD’dir. ABD, dünyadaki ülkeler arasında en çok sera gazı kirliliğine yol açan ülke olmasına rağmen hiçbir onaylama işareti göstermemiştir – en azından G.W.Bush hükümetleri boyunca. Avustralya, Lihtenştayn, Hırvatistan ve Monako da henüz imzalamamış ülkeler arasındadır. Temiz Gelişim Mekanizması  (CDM) - Madde 12 Temiz Gelişim Mekanizması, anlaşmanın Ek1’inde (Annex I) yer alan ülkelerin, aynı listede yer almayan (non-Annex I) ülkelerde yürüttüğü projeler sonucunda salım azaltım kredisi almasıdır. Örneğin, Kanada’nın desteğiyle Çin’de yürütülen bir enerji verimliliği projesi veya Japonya’nın Fas’ta desteklediği bir yenilenebilir enerji projesi bu mekanizma dahilindedir. Projelerin, uygulanmadan önce, CDM yürütme kurulu tarafından onaylanması gerekir ve gelişmiş ülkelerin normalden daha az salım yapmalarının yanında, gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınmasına da katkı yapmaları beklenir. Ortak Uygulama (JI)  - Madde 3 Ortak Uygulama sanayileşmiş ülkelerin salım hedeflerine ulaşmak için işbirliği yapmalarına izin verir. Almanya tarafından desteklenen projelerin Rusya’da uygulanması veya Norveç’in Macaristan’daki bir yenilenebilir enerji projesine katkı sağlaması gibi… Bu gibi projeler de salım azaltım kredisi sağlar ve belirli koşullar altında bu krediler, maddi destek sağlayan ülkenin hanesine de yazılabilir. Teorik olarak bu mekanizma, gelişmiş ülkelerin toplamdaki sera gazı salım hedeflerine ulaşmak için ekonomik açıdan daha etkili yollar geliştirmesini sağlar. Birikim alanlarını ve diğer karbon stoklarını görmek için tıklayınız: http://www.greenpeace.org/international/campaigns/climate-change/governments/kyoto/kyoto_pitfalls

Kyoto Protokolü iklimi “kurtarabilir” mi?

 Kyoto Protokolü, amaçlandığı şekilde, önemli bir ilk adımdır. Protokolün tek başına yeterli olmayacağı başından beri söylenegelmiştir. Tehlikeli boyutlardaki iklim değişikliğinin önlenebilmesi için gelişmiş ülkelerin sera gazı salımının 2020’ye kadar %30, yüzyıl ortasına kadar ise %70-80 azaltılması gerektiği bilinmektedir. Bu hedeflerin altında kalan tüm senaryolar, çocuklarımıza ve torunlarımıza kötü ve istikrarsız bir dünya bırakmak anlamına gelecektir. Gelecek on veya yirmi yılda hükümetlerin, sanayinin ve sivil toplumun alacağı kararlar çok belirleyici olacaktır. Siz de bu kararda söz sahibisiniz, ve sizin yardımınıza ihtiyaç var.  

Kyoto-Olası Birikim Alanları

Kyoto Protokolü, iklim değişikliğine neden olan gazların sınırlandırılması için uluslararası alanda yapılmış tek anlaşma olmasına rağmen içerdiği hukuki boşluklarla birlikte mükemmellikten uzaktır. Yıllar süren görüşmeler sonunda bu boşlukların büyük bir bölümü doldurulmuş veya yeniden düzenlenmiş olsa da, uluslararası toplum dikkat etmezse anlaşmanın etkinliği azaltılabilir.

Kyoto’nun sunduğu karbon ticareti mekanizmaları, ideal olarak, sağlam ve “sızdırmaz” yapılarına; yani, ulusal hesap sistemlerinin ve uluslararası kontrollerin sonucunda ulaşılan salım ölçümlerinin güvenilirliğine dayanır. Temiz Gelişim Mekanizması (CDM) ise varsayılan bir sınırın altına inmeyi amaçlayan projeleri nedeniyle (“proje gerçekleşmeseydi ne olurdu?”) bir ölçüde bu yapının dışındadır. Ticaret ve Ortak Uygulama (JI)’dan farklı olarak, Annex B (sanayileşmiş) ülkelerinin protokolde belirtilen sınırlarının üzerine kazandıkları kredileriler kadar çıkmalarına imkan sağlaması gibi bir istisnaya sahiptir. Bu gibi sorunlar, CDM projelerinin yöntemleri değerlendirilirken ve bu projeler uygulanırken çok sağlam prensiplere uyulması ve gerçek iklimsel faydaların aranması gerektiği anlamına gelir. Geçen yedi yılda süren tartışmalar da çoğu zaman bu yapının bütünlüğünü kurmak içindi. Sonuç mükemmel değil ama yine de üzerinde çalışabileceğimiz sağlam bir temele sahibiz. Buradaki en büyük zayıflık, fosil karbon salımıyla organik karbon birikim alanlarının birbirine karıştırılması, ve bunun sonucunda da atmosfere (salım azaltımı adı altında) daha fazla karbon salımı.

Karbon stoku sorunu

Kyoto Protokolü’nün maddeleri ile, karbon birikimi sağlayan bazı toprak kullanımı yöntemleri ve ormancılık faaliyetleri alanlarında düzenlemeler yapılarak, bunların salım azaltımı kredisi olarak ilgili ülkelerin hanesine eklenmesinin yolu açılmış oldu. Buradaki mantık, “bir ağaç bir ton karbon içeriyorsa, atmosferden bir ton karbon azaltılmıştır” şeklinde yürütülüyor; böylece ülke, anlaşma ile belirlenen sınırlarından bir ton fazla karbon salabiliyor.

Bu teori – orman alanları bitkiler ve toprakta stok yapılan karbon karşılığında fosil yakıt kullanımı ile karbondioksit salımına devam edilmesi – aslında oldukça yanlış. Ne yazık ki, ağaçlarda tutulan karbon atmosferden uzun bir süre ayrı kalmıyor ve sonunda tutulmuş sayılan bir ton karbon atmosfere geri dönüyor. Bu sistemin sonucu, salım azaltımı yükünün gelecek nesillere bırakılmasından ibaret.

Ana nokta, bu karbon stoklarından faydalanırken ana amacımızdan sapmamak, yani tüm politik ve parasal kaynağımızla fosil yakıtların kullanılmamasını sağlamak. Gerçekte bu stoklar bize zaman bile kazandırmayabilir; zira, eğer sanayileşmiş ülkeler karbon salımlarını hedeflenen oranda azaltmazlarsa, iklim değişikliğinin tehlikelerini önleyemeyecek bir konumda oluruz.

Kyoto Protokolü’nün amacı gaz salımlarını azaltmaktı, mekanizmalar yaratarak bu azaltmayı engellemek değil. Bu yüzden Greenpeace protokolde yer alan bu karbon stoku mekanizmasının mümkün olduğunca az kullanılmasını sağlamak için çalışıyor. Belirli sayıda ülkenin, Kyoto’da yer alan bu hukuki boşluktan yararlanmayacağını taahhüt ettiğini de hatırlatalım.

Hükümetlerimizin güvenilir olabilmesi için birlikte çalışmalıyız. Fosil yakıt sanayisi her zaman “kolay yolu” seçip sadece kağıt üstünde salım azaltımını destekleyecektir. Bu çabalar kısa vadede fosil yakıt sanayisinin karlarını artırabilir ama uzun vadede bir felakete dönüşecek.

Ah-1 Super Cobra'nın Genel Özellikleri

 

AH-1 Kobra, Bell Helicopter Textron (Bell Helikopter Firması) tarafından üretilen başta ABD, Güney Kore, İsrail, İran, Japonya, Pakistan, Tayvan ve Türkiye olmak üzere birçok ordu tarafından kullanılan saldırı helikopteri. Türünün öncülerindendir ve geliştirilmiş modelleri bugün dünyanın birçok ordusu tarafından hâlâ kullanılmaktadır. Yüksek performans ve ateş gücünü küçük bir gövdeye sığdırmış nadir savaş helikopterlerindendir.

ABD, Vietnam Savaşı'nı kazanmanın yolunun helikopterlerden geçtiğini düşünerek taşıma amaçlı modeller üretmeye karar verdi. Bu amaçla, sivil benzerleri gözönüne alınarak bazı taşıma helikopterleri yapıldı. Ancak bu ilk örnekler, kapıya monte edilen makineli tüfekler dışında çok savunmasızdı. Acil bir durum olduğunda Jet uçakları helikopterlerin yardımına gidebiliyordu fakat çoğu zaman bu yeterli değildi. Ayrıca jet motorlu uçakların helikopterler gibi yavaş uçan araçlarla birlikte hareket ederek onlara refakat etmesi çok zordu.

Bell firması 1950'den beri helikopter üretiyordu, ürettikleri UH-1 ABD Ordusu'nda geniş çaplı olarak kullanılıyordu. Tasarlanan yeni savaş helikopteri ise küçük, hafif, yüksek performanslı ve ince gövdeli olmalıydı. Gövdenin ince tutulması helikopterin ateş yeme şansını azaltacaktı.

Vietnam Savaşı'nın uzamasıyla birlikte daha çok helikoptere ihtiyaç duyulmaya başlandı. Bu savaşta kullanılması düşünülen Lockheed firmasının Ah-56 Cheyene helikopterinin eksikleri vardı ve çok hantaldı. Bunun üzerine AH-1'lerin kullanılmasına karar verildi. Kısa süre sonra AH-1'ler vazgeçilmez olduklarını kanıtladılar. O zamanki AH-1'lerin ateş gücü; burnun altındaki 20 mm.'lik üç namlulu otomatik top, TOW Anti-tank füzeleri ve Hydra roketlerinden oluşuyordu.

AH-64 Apache'lerin gelmesiyle ABD ordusu elindeki AH-1'lerin neredeyse tamamını Apache'lerle değiştirmiştir. Şu anda sadece Amerikan Hava Süvari Taburu AH-1 kullanmaktadır. Diğer AH-1 ve UH-1'ler Ulusal Muhafız'lara tahsis edilmiştir. AH-1'lerin tasfiye edilmesi askerler tarafından pek iyi karşılanmamıştır. Daha geniş elektronik donanıma sahip olsa da AH-64, AH-1'lerin hızına ve manevra kabiliyetine sahip değildi. Bu yüzden Amerikan Deniz Piyadeleri ilerde AH-1W Super Cobra helikopterlerini kullanmayı düşünmektedir.

Super Cobra, normal AH-1'den daha kuvvetli motora ve daha yeni elektronik ekipmana sahiptir. Ayrıca Super Cobra'lara AIM-9 Sidewinder (Saydvayndır) havadan havaya füzeleri ve HELLFIRE(Helfayr) füzeleri monte edilebilir.

ABD Ordusu tarafından 1968'de Vietnam Savaşı'ndaki Tet saldırısında kullanılan AH-1 Kobra, 1983 yılındakiGrenada işgali sırasında da Deniz Piyadeleri'ni desteklemekle görevlendirildiler.

İran-Irak Savaşı'nda Irak ordusuna ait 6 adet Mi-24 İran AH-1J'ler tarafından düşürüldü. Buna karşılık Irak Mi-24'leri 10 adet AH-1J'yi düşürmeyi başarmıştır.

Çöl Fırtınası Operasyonu'nda Amerikan Deniz Piyadelerine ait 78 adet AH-1 Cobra ve Sea Cobra 1.273 sorti yapmış ve hiç kayıp vermemiştir.

İsrail geçmişte bu helikopterleri Suriye'ye ait tankları yok etmekte de kullanmıştır. Bunların arasında modern T-72 Sovyet tankları da vardır.

Türkiye uzunca bir süredir AH-1'leri PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlarda kullanmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, PKK ile mücadelede ihtiyaç duyulması dolayısıyla alınmaya başlanmıştır. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 41¹ adet AH-1 Kobra helikopteri vardır.

Teknik Bilgiler

Ağırlık yüksüz → 3.294 kg (? lb), yüklü → ? kg
Uzunluk 16,26 m (? ft)
Genişlik kanatlarla → 13,41 m , kanatsız → ?
Yükseklik 4,17 m (? ft)
Mürettebat 2; pilot, silahçı (aynı zaman yardımcı pilot)
Motor 2× General Electric 2 × 1.690 BG T-700-GE-401 türbinli motor
Hız 281 km/s, ? mil/s
En Yüksek Kalkış Ağırlığı 4.535 kg (10.000 lb)
Menzil 590 km, ? mil
Hizmet Tavanı 4.720 m , ? ft
Birincil Silah M197 20 mm'lik otomatik top
Güdümlü Füzeler TOW, AIM-9
Roketler 12
Elektronik Donanımlar AHB Bigisayar donanımı
Güç/Ağırlık Oranı 980 kg

F-4 Fantom

 

Yapımına ilk kez 1961'de başlanmıştır. 1996 yılına kadar Amerikan Ordusu tarafından aktif hizmette kullanılmıştır. Avusturalya, Almanya, İsrail, İran,İngiltere, Japonya, İspanya, Güney Kore, Türkiye, Yunanistan hava kuvvetlerinde görev yapmıştır. Almanya, Japonya, İran, Güney Kore, Türkiye ve Yunanistan hava kuvvetlerinde halen hizmet vermektedir. Rus muadili Mikoyan-Gurevich MiG-23'tür.

F-4 Vietnam Savaşı sırasında Amerikan ordusu tarafından sığnakları ve köyleri napalm bombaları ile yakmak ve de havadan destek vermek için kullanılmıştır. Vietnam Savaşı sırasında Vietnam Halk Cephesi bunlardan sadece 9 tanesini vurmayı başara bilmişti. Bunun nedeni ise F-4 lerin çok hızlı süpersonik uçaklar olmasıydı. Oysa Vietnam Halk Cephesi'nin elinde sadece 1950'li yılardan kalma jet uçakları vardı.

İsrail Havacılık Endüstrisi (IAI-Israel Aircraft Industries Ltd.) ile ortak başlatılan modernizasyon projesiyle Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki 54 adet F-4E üzerinde yapısal güçlendirme, yeni nesil navigasyon sistemleri, HUD (Head-Up Display), HOTAS (Hands on Throttle-and-stick), MFD (Multi-Function-Display), yeni nesil radyo ekipmanı, mevcut AN-APQ 120 radarının ELTA ELO/M-2032 radarı ile değişimi sağlanmıştır. Ayrıca uçağın silah taşıma kabiliyeti yeni nesil silahlarla güçlendirilmiştir. Modernize kapsamında F-4'lerin 28 uçaklık bölümü 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı, Eskişehir'de, 26 uçaklık bölümü İsrail Havacılık Endüstrisi (IAI) tesislerinde tamamlanmıştır. Modernizasyondan sonra uçak F-4 2020/Terminatör adını almıştır. F-4 ler 2002'deki modernizasyonlarından sonra Türk Hava Kuvvetleri'nde 2020 yılına kadar aktif görev yapması planlanmaktadır.


Teknik Özellikler (F-4E) [değiştir]Boyut Doneleri
Uzunluk: 19.20 m (63.00 ft)
Kanat Genişliği: 11.77 m (38.62 ft])
Yükseklik: 5.02 m ( 16.46 ft)
Kanat Alanı: 49.20 m2 (530 ft2)
Ağırlık Doneleri
Boş Ağırlık: 13.760 kg (30.330 lb)
Tipik Yükleme: 18.900 kg (41.670 lb)
Azami Ağırlık: 28.030 kg (61.795 lb)
Yakıt Kapasitesi :
Dahili: 7.160 lt (1.890 gal)
Harici: 5.070 lt (1.340 gal)
Azami Faydalı Yük: 8.480 kg (18.650 lb)

Bir F-4 Phantom II çizimiGüç Kaynağı
Motor: 2 x General Electric J79-GE-17A
Motor Gücü: 2 x 17.845 lbf (79.6 kN)
Performans
Azami Hız: 2.370 km/s (Mach 2.23)
Seyrüsefer Hızı: 940 km/s (Mach 0.76)
Tırmanma Hızı: 210 m (689 ft) /sn
Servis Tavanı: 18.300 m (60.000 ft)
Menzil:
Yüksüz ve azami yakıt ile 3.185 km (1.720 nm)
Tipik yükleme ile 1.360 km (734 nm)
Kalkış Mesafesi: 1.370 m (4.490 ft)
İniş Mesafesi: 1.120 m (3.680 ft)
Personel: 1 Pilot + 1 Silah Sistem Subayı

Silah Sistemleri [değiştir]
MK-82 bombaları ile taarruz gerçekleştiren bir F-4 Phantom IITop
1 x 20 mm M61A1 Vulcan (639 mermi)
Havadan Havaya Muharebe Füzeleri
4 x AIM-9B/J/L Sidewinder
4 x AIM-7D/E Sparrow
4 x AIM-120B AMRAAM (Almanya, Yunanistan)
4 x AAM-3 (Japonya)
4 x IRIS-T (Almanya, Yunanistan)
4 x Skyflash (İngiltere)
Havadan Karaya Taaruz Füzeleri
4 × AGM-65 Maverick
4 × AGM-45 Shrike
4 × AGM-88 HARM
4 × AGM-78 Standart
2 × AGM-84 Harpoon
2 × Popeye (İsrail, Türkiye)
Bombalar
GBU-10 Paveway II, GBU-12 Paveway II, GBU-16 Paveway II Lazer güdümlü bombalar
Mk-20 Rockeye, CBU-52/58/71/87/89, BL-755 Demet bombaları
MK-81, MK-82, MK-83, MK-84, M117 Genel maksat bombaları
AGM-62 Walleye
GAU-3A 70 mm (2.76 inç), LAU-10/A 127 mm (5.0 inç) Roket podları
Nükleer Bomba
1 x Mk-8/12/91, B43/57/61